“Ben geleneklerden değil, içinde yaşadıklarımdan ve çevremden; değişmiş olandan değil, hareket eden ve canlanan, benim de doğrulayabileceğim şeylerden esinlenirim.” “Film yapmak sinirleri mahveden bir iştir ve belli bir noktaya geldiğinizde aileniz, duygularınız ve özel hayatınız dahil, başka her şey ikinci planda kalır.” “Filmlerini ille de didaktik olması gerektiği yolunda genel bir kanı var. Oysa bu rahiplerle öğretmenlerin işi, yönetmenlerin değil.” “…insanlara bir şeyler vermek ve onları bir yere götürmek için film yapıyorum. Dolayısıyla sezgi dünyasına mı, yoksa zeka dünyasına mı taşınmış olmaları önemsizdir.” “Sanırım filmleri hırsım sayesinde yapıyorum. Gerçekte herkes kendisi için film yapar. Film kötü bir araç değil. Edebiyattan daha ilkel bir araç ama hikaye anlatmak istediğiniz sürece kötü değil ve ben de ara sıra hikaye anlatmak istiyorum.” “Antik dramların konuları, Dostoyevski’nin, Albert Camus’nün konuları çok ilgimi çekiyor. En ilkel duygulardan, bizleri ayıran değil, birleştiren duygulardan söz ediyorum. Biraz demode ama sinemayı hümanist bir sanat olarak tanımlayabilirim.” “Cesur yönetmenler olduğu sürece, onlar için seyirci de olacaktır.” “Film, sırf film yapmış olmak için yapılmamalı. En büyük günah budur.” “Bir filmde bir komünist, bir faşist ve bir monarşi yanlısını biraraya getirirseniz, birbirlerini hiç anlayamazlar. Ama ölüm korkusu ya da aşkı anlatırsanız, bunu herkes anlar.” “Sinema hiçbir şeyi değiştiremez; ama insanların birçok şeyi anlamalarını sağlar. Dünyayı değiştirecek olan şey filmler değil, o filmleri izleyen insanlardır.” 
Kieslowski, Jean-Louis Trintignant ve Iréne Jakob; Three Colors: Red'in setinde “Düşle gerçek arasındaki sınırın nerede olduğunu bilmiyorum; hayat bazen anlamsızdır, bazen de harika.” “Evrensel öykü ve temaları anlatmak istiyorum; ama özel hayattan parçalar kullanarak…” “…gerçek, somut (…) şeylerle sınırlı kalarak da manevi bir şeyler anlatmak mümkündür. Beni en çok ilgilendiren de bu: ‘Gizli olanı nasıl gösterebilir, kendimizden ve başkalarından gizlediklerimizi nasıl ortaya çıkarabiliriz?’ Bu, insanlığın başlangıcından beri sorulan bir sorudur; çünkü tatmin edici, kesin bir yanıtı yoktur.” (“Üç Renk: Mavi” hakkında) “Aslında sevgi ve özgürlük birbirine aykırı anlamlar içeriyor. Eğer birisi severse, birinin özgürlüğünü kısıtlar. Bir kadını severseniz, hayatınızı yaşar ve bilmediğiniz yönlerinizi sevdiğiniz kadının gözünden öğrenirsiniz. Özgürlüğü kısıtlayan birçok örnek var: bir köpek, bir araba, bir televizyon… filozofi yapmak istemiyorum ancak bu örneklerle insanlar özgürlük fikrini düşünmeye başlayabilirler. İşte bizim yapmak istediğimiz şeyin hikayesi de bu.” (Mesleğinin ilk yıllarına dair) “Hiç kimsenin asistanı olmak istemezdim; fakat Ken Loach’a kahve bile yapabilirdim.” “Ben Lenin’in sinemanın sanatların en güçlüsü olduğu savını reddediyorum. Onun sözünü ettiği sinema değil, propaganda aracıdır.”
“Bana niçin film yaptığım sorulursa, ‘Konuşmak, kendimi açıklamak için…’ diye yanıtlarım. İnsanların benimle iletişim kurma istekleri varsa, bunu boşa çıkarmayacak ilginç şeyler sunmalıyım anlara.” “Politika ve politikacılar sinirimi bozuyor… Bir insanın komünist ya da Dayanışma yanlısı olmasından, dinsiz ya da dindar olmasından daha önemli şeyler bulunduğunu fark ettim: aşk, ölüm, yalnızlık, nefret, kaygı gibi. Bunlar pek sözünü etmediğimiz ama birlikte yaşadığımız, hayatımıza yön veren şeyler…” “Zaman zaman yaşama tarafsız bir gözle bakmalısınız. Amacınıza ulaşıp ulaşmadığınızı hemen anlayamazsınız. Elde ettiklerinizi yitirince, nelere sahip olduğunuzu fark edersiniz.” “Film bir şeyler elde etmek, bir şeyler başarmak anlamına geliyorsa -bu en azından benim için geçerli- bu, birisi filmde kendinden bir şeyler bulabildiğinde gerçekleşir.” “Kardeşlik ancak biz ancak uğrunda çaba gösterirsek mümkün olabilir. Bence eşitlik ulaşılmaz bir durum. Özgürlüğe gelince… Sanırım insanların çoğu ondan korkuyor.” (…) Biz bu üç fikre yakından göz attık. Günlük hayatta ne gibi bir işlevleri olduğunu düşündük. Bu fikirler insan doğasına aykırı. Onları birer ideal olarak kabul ediyoruz; ama pratikte böyle bir şeye kalkışırsanız, bunları yaşamanın mümkün olmadığını anlarsınız.” 
“İnsanlar hep aynı; yani umutsuz, yaşama uyum sağlayamayan aşk acıları içinde kıvranan ve hepsi aynı şekilde doğan ve ölen yaratıklar…” “Sinemadan bıktım, artık yapamıyorum. Film çevirmek benim için çok ağır bir stres, sağladığı tatminle ters orantılı, çok pahalı bir zevk… Genç yönetmenlere seminerler vereceğim, senaryolar yazacağım. Yaşayacağım işte!” EK; Krzysztof Kieslowski’nin Filmlerinden Seçmeler ve Ödüllerinden Bazıları: 1966 The Office – Ofis 1966 Tramvay 1969 Z Miatsa Lodzi – Lodz Kentinde 1971 Fabryka – Fabrika 1975 Personel (İlk uzun metrajlı filmi; Mannheim-Heidelberg Uluslararası Film Festivali Büyük Ödülü) 1975 Curriculum Vitae 1976 Blizna – Yara 1978 Siedem kobiet w roznym wieku – Farklı Yaşlarda 7 Kadın 1979 Amator / Vamera Buff – Amatör (Moskova Uluslararası Film Festivali Büyük Ödülü ve Fibresci) 1981 Krotki dzien pracy – Konuşan Kafalar 1982 Przypadek / Blind Chance – Kör Talih 1985 Bez Konca / No End – Sonsuz 1987 Dekalog the Ten Commendments 1987 Krotki film o zabijaniu / A Short Film About Killing – Öldürme Üzerine Kısa Bir Film (Cannes Film Festivali Fibresci ve Jüri Özel Ödülü) 1988 Krotki film o milosci / A Short Film About Love – Aşk Üzerine Kısa Bir Film 1991 La Double vie de Veronique / The Double Life of Veronique – Veronique’in Çifte Yaşamı (Cannes Film Festivali Fibresci ve Kiliseler Birliği Ödülleri) 1993 Trois coleurs: bleu / Three Colors: Blue – Üç Renk: Mavi (Venedik Film Festivali Altın Aslan Ödülü) 1994 Trois coleurs: blanc / Three Colors: White – Üç Renk: Beyaz (Berlin Film Festivali Yönetmen Ödülü) 1994 Trois coleurs: rouge / Three Colors: Red – Üç Renk: Kırmızı Çalıştığı oyunculardan bazıları: Grazyna Szapolowska, Maria Pakulnis, Miroslaw Baka, Krzysztof Globisz, Grazyna Szapolowska, Olaf Zubaszenko, Juliette Binoche, Halina Gryglaszewska, Zbigniew Zamachowski, Iréne Jakob, Julie Delpy, Benoît Régent, Jean-Louise Trintignant… Referanslar: Göstermenin Sorumluluğu (Artun Yeres), Sinema Merkez, IMDb, Ekşi Sözlük. |